Doğadan Gelen Doğadan Gelenle Düzelir

Tarihten bugüne kadar insanlar doğayı inlemişlerdir. Yenilebilir, kullanılabilir, zehirlenilinebilir diye sınıflandırıp bunları deneyerek keşfetmişlerdir.

Doğanın bize sunduklarıyla insanlar şifayı da öğrenmişlerdir. Bitkilerle deneyimleyerek öğrenmişlerdir. Zehirli, faydalı, şifalı olarak.

Eski çağlarda insanlar ruhlar hastalanmadan bedenin hastalanmayacağını düşünürlerdi. İyileştirmek amaçlı da doğal yollarla vücut ve ruhun temizlenmesi ve arınması amaçlı bitkiler kullanılırdı.

En bilindik örnekleri M.Ö.IV yüzyılda faydalı ve tıbbi bitkilerin köklerine uzanılmıştır. Mısır’da mabet ve mezar duvarlarına yapılan resimlerde görülmektedir.

Çin imparatorluklarında M.Ö. 2700 yıllarında her yıl pirinç, soğan ve buğday ekimlerinin merasim ve ritüel şeklinde yapıldığı bilinmektedir.

Sümerlilerin hurma, soğan, arpa ve susam ekmeleri de kayıtlarda geçmektedir.

Bu kullanılan bitkiler medeniyetler tarafından kayda alınmaya ve şifa olarak toplanmaya başlanmıştır. Tabi durum böyle olunca M.Ö.2000 başlarından itibaren kaynaklarda kalanlar kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler bulunmaktadır.

 

Mezopotamya

Tahıl, sebze, ağaç kısımları, baharatlar, çeşitli yabani otlar dahil 250 bitkisel, bal, balmumu, fil yağı, yılan, kaplumbağa gibi 180 hayvansal, bakır, kaya tuzu gibi mineral kaynaklı 120 çeşit tespit edilmiştir. Bunlar tedavi amaçla kullanılıp ayrıştırılmıştır.

 

Mısır Medeniyeti

En net bilgilerden birine sahiptir. M.Ö.1550 ve daha eski zamanda yazılmış Popyrus Ebers; yirmi metre boyunda, 811 reçete, 700 malzemeyi içinde barındırır. Hastalık tanısı, tedavisi, kullanılan malzeme miktarı ve günü tüm ayrıntılarıyla yazılmıştır.

 

Yunan Medeniyeti

Mısırdan bin yıl kadar sonraya dayanır. En ünlü hekimlerinden biri Hippokrates’dir. 400’den fazla bitki kaynaklı ilaç reçetesi yapmıştır. Günümüzde de kaynak olarak kullanılan eser ise Theophrastus tarafından yazılan Historia Plantorum (Bitkiler Tarihi)’dir.

 

Romalılar

Devrin önemli hakimli Dioskarides beş ciltlik ve 15 yüzyıla kadar bitki iliminin kaynağı olan Materia Medica’yı yazmıştır. 600’e yakın tıbbi bitkiyi çeşitli hastalıklarda kullanılan bitki, mineral ve hayvansal maddeleri içerir.

 

İslam Medeniyeti

Tüm dünya hekimlerinin yazdığı kitaplar toplanıp Arapçaya çevrilmiş, hastaneler kurulmuştur. Hastanelerde hem tedavi hem botanik eczacılık hem de öğretimler yapılmıştır. Dönemin ünlü hekimlerinden İbn’ül Baytar’ın kaleme aldığı 300’den fazlasını ilk defa kendisinin tıbba kattığı 1400 tıbbi, hayvansal, bitkisel ve minerallerden bahseden Cami’u Müfredatu’l Edviye ve’l-Agdige isimli eserinde bulunmaktadır.

 

Osmanlı Dönemi

1600’den fazla tıbbi bitki biliniyordu ve tedavilerde kullanılıyordu. 1806’da afyondan saf morfin alkoloiti elde edilmiş ve morfinin uyuşturucu etkisi keşfedilmiştir. Bitkilerin özelerinden karışımlarla kullanılmıştır.

 

Günümüzde doğal yaşama dönüş ile beraber tıbbi bitkiye ve alternatif tıbba geri dönüşler yaşanmaya başlanmıştır.

Eski toprak diye bahsettiklerimiz, sevdiklerimiz doğadan gelene doğanın şifası tedavi edebilir derlerdi.

 

Sevgilerle.